(SAITO DAVACISI) Herkese selamlar, 13 ocaktaki ilk mülakatımdan sonra uzun bir bekleyişin ardından 21 Eylülde mail aldım ve 23-24-25 eylül tarihlerinden saat aralığı seçerek ikinci mülakatıma davet edildim. Bu süreçte gözlemlediğim ve gerçekleşen sadece davacıların bu mülakatlara çağırıldığıydı. 23 Eylül sabahı benle beraber birkaç kişi daha sabah 9’da mülakatımız için konsoloslukta hazırdık. Bu süreçte mail içeriğinde bizlerden ”Mali Belgeler”imizi sunmamız istendi ve konsolosu kamuya yük olmayacağımıza ikna etmemiz istendi. Ben de üniversite öğrencisi olarak ailemi sponsor gösterdim. Ailemin durumu iyi, maaş bordrolarından araç ruhsatlarına, tapulara kadar her şeyi gösterdim. Kendi üzerime bir tapum da vardı. Bu belgelerimi tamamlayıp konsolosluğa gittiğimde zaten önceden tecrübeli olduğumuz için her şey daha hızlı ilerledi. Güvenlik, belge teslimi vs. Belge teslim kısmına geldiğimde benden 2 adet 5×5 fotoğrafımı ve güncel sağlık raporlarımı istediler. Önceki girenlere nazaran neden davacı olduğumuzla ilgili bir soru gelmedi. Belgelerimi teslim ettikten sonra asıl mülakat aşamasını beklemeye koyuldum. Sıram geldikten sonra ”meşhur” erkek, renkli gözlü konsolosla mülakata başladım. Gayet sıcak bir karşılamayla başladı. Kendim ingilizce bir şekilde mülakata türkçe devam etmemin mali belgelerimi açıklayabilmem için iyi olacağını belirttim. Kendisi de elbette diyerek türkçe sorular sormaya başladı. Anladığım kadarıyla önlerindeki formu doldurmak için formalite soruları soruyorlar. Önce yaşımı, daha sonra mesleğimi ve iş imkanlarımı sordu. Önlisans sağlık bölümü mezunuyum. Texas/Houston için iş ilanları araştırmıştım onları gösterdim. Gayet iyi dedi. ”Sağlık sigortası hakkında bilgin var mı?” ”Yaptırmayı düşünüyormusun?” diye sordu. İki adet sağlık sigortası teklifi çıkartmıştım adıma, onları gösterdim. Mali sorulara geldik. Burada aile fertlerimin imzaladığı belgeyi gösterdim ve öğrenciliğimden dolayı ailemin sponsor olacağını söyledim. Tapulara, araç ruhsatlarına ve diğer mali belgeleri inceledi ancak hiçbirini benden teslim almadı. Bu süreçte almak isteyip istemediğini sürekli belgelerimi göstererek sordum. Gerekli gördüklerine bakıp, gereksizleri ayırdı. Ayrıca son olarak kronik sorunları olan bir insan olduğumdan onları sorguladı. Kullandığım tansiyon ilacını sordu ben de kendisine Walmart ta bile bulabileceğimizi anlattım ve ikna olmuş gibiydi…Her neyse spesifik olarak sorgulamalar yaptı ancak bunların hepsi sohbet şeklinde ilerliyor ve gayet samimi, sizi heyecanlandırmadan sorularına devam ediyor. Mülakatımı tamamladıktan sonra ”Mülakatınız tamamlandı. Bugün vizeniz basılacaktır. Umarım en kısa sürede Amerika’ya gideceksiniz” türkçe bir şekilde aynen bu sözleri kullandı. Bir kez daha teyit ettim ve tekrardan vizemin onaylandığını söyledi. Ondan önceki giren arkadaşlara D.C’den onay beklememiz gerekiyor derlerken bize direkt onay kelimesini kullandılar. Bu olumlu durumun ardından mülakattan ayrıldık ve aynı gün CEAC statüm A.P pozisyonuna geçti. Yalnız ertesi gün farklı olarak kimseye yapmadıkları bir prosedür uyguladılar. Biliyorum çünkü aktif olarak hiçbir yerde bununla ilgili bir durum görmedim, duymadım, aynı gün girenlere aynı prosedür işlemedi. Neyse mülakatımın ertesi günü sabah 10 gibi beni arayıp mali belgelerimi tekrar istediler. O an sanırım red vericekler gibi bir hisse kapıldım. Hızlıca tüm mali belgelerimi tekrar mail yoluyla konsolosluğa ilettim. Yarım saat sonra CEAC statüm ISSUED oldu. 29 Eylül günü VFS Global’den mail geldi. Bugün yani 30 eylül sabah 9.30’a hemen randevu aldım. Pasaportlarımı sorunsuz bir şekilde vizemle teslim aldım. Ayrıca sağlık sorunlarım olmasına rağmen bulaşıcı bir hastalığım olmadığı için vize statümde bu belirtilmemiş. Normalde daha önce bir akciğer hastalığı veya benzeri geçirdiyseniz (tüberküloz) gibi bu belirtiliyor vizenin sol altında. Bilgilerim doğru bir şekilde aldığım vizemle şuanlık en hızlı şekilde seyehatimi planlıyorum. Darısı isteyen herkesin başına.